''Sanalda Bizim Sesimiz''
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:11 pm tarafından zahide

» Ebruli - Sevmiyor Ressamlar Seni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:08 pm tarafından zahide

» Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:04 pm tarafından zahide

» Gülüşlerinin İntiharında Büyüttüm Seni Ben / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:01 pm tarafından zahide

» Karbeyaz Gülüşüne As Beni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:46 pm tarafından zahide

» Kayıp Kentin En Gerçek Hikayesi / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:21 pm tarafından zahide

» Muhabbet Odası (Giriş)
Salı Ara. 22, 2009 11:28 pm tarafından Mavi güverte

» Şimdilik Yeni Radyo'muz Hayırlı Olsun!
Salı Ara. 22, 2009 11:25 pm tarafından EyLüL

» EzeL ; Bir İntikam Hikayesi !
Salı Ara. 22, 2009 11:20 pm tarafından EyLüL

En iyi yollayıcılar
EyLüL
 
kevser
 
SiyahBeyaz
 
_aLeyNa_
 
Admin
 
MrObut
 
ruseda
 
Mavi güverte
 
Lider
 
AsiLTurk
 
Günün Ayeti

Namaz Vakitleri

Paylaş | 
 

 osmanli torunu olabilmek...!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AsiLTurk

avatar

Mesaj Sayısı : 7
Rep Puan : 1
Kayıt tarihi : 09/12/09

MesajKonu: osmanli torunu olabilmek...!   Çarş. Ara. 09, 2009 4:36 pm

osmanli torunu olabilmek.

Yavuz Sultan Selim Han döneminde İran Hükümdarı Şah İsmail, kıymetli mücevherlerle dolu bir hediye sandığı gönderiyor Hünkâra.
Sandık açılır, içinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkar. Fakat sandık açılır açılmaz, etrafa pek fena bir koku yayılır. Önce hiç kimse bir anlam veremez, nadide mücevherler ile dolu sandıktaki bu kokuya.
Sonra mesele anlaşılır. Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuş.
Yani Şah İsmail aklı sıra, cihan padişahına hakaret ediyor…(!)

Cihan padişahı emir verir, “herkes düşünsün, bu edepsizliğe, Osmanlı’nın şanına yakışacak şekilde bir mukabelede bulunmalıyız.”

Ve çözümü yine kendisi bulur…

Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatılır.
Sandığın içine o zamanın en nefis gül kokulu lokumlarından hazırlanmış bir kutu yerleştirilir.kutunun altına da, bir satırlık yazıdan ibaret pusula (not) iliştirilir.
Hediye sandığı, itina ile süslendikten sonra, Şah İsmail’e gönderilir. Sandık Şah’ın huzurunda açılır.
Sandık açılır açılmaz, etrafa mis gibi gül kokusu yayılır. Mücevher vs. hediyeler takdim edildikten sonra, Osmanlı elçisi, Şah’ın tedirgin olmaması için önce kendisi tatmak suretiyle büyük bir saygı ve nezaketle, Şah İsmail e lokumdan ikram eder.
Bilahare, görevliler, huzurda bulunanlara teker teker ikram etmeye başlarlar lokumdan.
Şah, bütün olup bitenlere bir anlam veremez, Osmanlı elçisi Şah’ın şaşkınlığını gidermek için, lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazi pusulayı uzatır.
Pusulayı okuyan Şah’ın yüzünde bu sefer, şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifadesi alır.

“İsmail herkes yediğinden ikram eder…”

SImdiii bu hikayeden çıkartılacak ders:

Bazılarına göre : Vayy efendim, kötülüğe çirkefliğe aynıyla mukabele etmemiş, dolayısıyla da Yavuz Sultan Selim; Türk Milleti’nin şerefini ayaklar altına almıştır.

Şimdi bu mantığı biraz sorgulayalım.

Diyelim ki Siz bir eve misafirliğe, veya teşekkür ziyaretine veya iade-i ziyarete gittiniz. Ama ev sahibinden hiç ummadığınız hakaretamiz kötü bir muamele ile karşılaştınız.

Soru 1: Niye o eve misafirliğe gittiniz?
El Cevap : Geçmişte iyiliğini görmüştünüz,teşekkür için gitmiş olabilirsiniz.

Soru 2: Bir Osmanlı Torunu olarak bu kötü muamele karşısında ne yaparsınız?

Bence burada alt satırlara geçmeden Osmanlı Torunluğunuzu (hah yine yeri geldi işte) turnusol kağıdına yatırmak adına durun gözlerinizi kapatın ve bir cevap verin.

Cevabınız; O’nun seviyesine inerek O’nunla ağız dalaşına girmem. Mecburi misafirlik süremin hitamıyla edebimle dönerim…ise hah işte Siz gerçek bir Osmanlı Torunu’sunuz.

Eeee izzet itibar ve şerefim n’olacak?

O’nun gereğini evinize dönünce yaparsınız ve bu o an orada ağız dalaşına girmeyip,haddini bildirmediniz diye asla Sizin şerefsiz olduğunuz,temsil ettiklerinizin itibarını ayaklar altına aldığınız anlamına gelmez.

Evinize gelince ne yaparsınız ; eğer YAVUZ’sanız sefer hazırlıklarına başlarsınız. Genç Osman destanıyla süsleyip, Çaldıran Zaferi’yla taçlandırarak izzet ve şerefinizin gereğini yaparsınız.

Eğer Prof.Dr. Necmeddin ERBAKAN’sanız Kıbrıs Savaşı’nda Batı’nın ambargosunu dinlemeyip bütün silah ve mühimmat depolarını Sizin emrinize tahsis ettiği için Libya’ya teşekkür ziyaretine gidersiniz.
Ummadığınız bir muameleyle karşılaşırsanız, misafirliğinizin, edebinizin,devlet adamlığınızın ve en önemlisi Osmanlı Torunluğu’nuzun gereği olarak tebanızlaağız dalaşına girmezsiniz.Herkes yediğinden ikram eder prensibinden hareket edersiniz.

Eve gelince de Libya’yı D-8 ülkeleri içine almayarak haddini bildirirsiniz…

Ama Aciz bir adamsanız; misafirliğe gittiğiniz yerde bağırıp çağırmayı bir had bildirmek, bir şeref mes’elesi addedersiniz. Sadece ev sahibine mi; ev sahibine kendisi gibi bağırıp çağırmayanlara da bağırıp,çağırıp: vayy efendim itibarımızı ayaklar altına aldı diye sataşıp durursunuz.

Bakan gözler eğer görmeyi de biliyorsa olay bu kadar basit vesselam
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
osmanli torunu olabilmek...!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Osmanlı Memlük İlişkileri

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
''Sanalda Bizim Sesimiz'' :: Bizim Mahalle'den :: Sözün Özü-
Buraya geçin: