''Sanalda Bizim Sesimiz''
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:11 pm tarafından zahide

» Ebruli - Sevmiyor Ressamlar Seni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:08 pm tarafından zahide

» Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:04 pm tarafından zahide

» Gülüşlerinin İntiharında Büyüttüm Seni Ben / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:01 pm tarafından zahide

» Karbeyaz Gülüşüne As Beni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:46 pm tarafından zahide

» Kayıp Kentin En Gerçek Hikayesi / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:21 pm tarafından zahide

» Muhabbet Odası (Giriş)
Salı Ara. 22, 2009 11:28 pm tarafından Mavi güverte

» Şimdilik Yeni Radyo'muz Hayırlı Olsun!
Salı Ara. 22, 2009 11:25 pm tarafından EyLüL

» EzeL ; Bir İntikam Hikayesi !
Salı Ara. 22, 2009 11:20 pm tarafından EyLüL

En iyi yollayıcılar
EyLüL
 
kevser
 
SiyahBeyaz
 
_aLeyNa_
 
Admin
 
MrObut
 
ruseda
 
Mavi güverte
 
Lider
 
AsiLTurk
 
Günün Ayeti

Namaz Vakitleri

Paylaş | 
 

 Yahya Kemal Beyatlı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SiyahBeyaz
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Rep Puan : 1
Kayıt tarihi : 09/12/09
Nerden : Başsız gezenler ülkesinden

MesajKonu: Yahya Kemal Beyatlı   Çarş. Ara. 09, 2009 8:16 pm

Yahya Kemal Beyatlı

Büyük Türk şairi ve yazarı Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde eskiden Osmanlı Devleti, bu gün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp’te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh’tır. Babası Üsküp Belediye Başkanı Niş’li İbrahim Naci Bey, annesi divan şiirinin üstadlarından Leskofça’lı şair Galip Bey’in yeğeni Nakiye Hanımdır. İlk öğrenimini Üsküp’te özel Mekteb-i Edep’te tamamladı (1892-1895). Orta öğrenimini Selanik ve İstanbul Vefa idadilerinde tamamladı. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu için Şehsuvar kelimesi ile aynı anlama gelen Beyatlı soyadını aldı.

İstanbul’da tanıştığı Şekip Bey isimli Paris’ten gelmiş ve zabitlikten ayrılmış bir gencin teşvikiyle Paris’e gitti (1903). Paris’e gidişi II. Abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. Paris’te Jön Türklerle yakınlıkları oldu. Ahmed Rıza, Sami Paşazade Sezai, Prens Sebahaddin, Abdullah Cevdet’i burada tanıdı. Abdullah Cevdet’in tavsiyesiyle Meaux Koleji’nde yatılı öğrenci olarak bir yıl okudu. Burada Fransızcasını ilerlettikden sonra Ecole Libre des Sciences Politigues’e (Siyasal Bilgiler Fakültesi) girdi. Siyasi ve edebi çevrelerle ilişki kurarak devrin bir kısım yazar ve politikacılarını tanıdı. Orada sanat çevrelerinde kendisini yetiştirdi.

1912 yılında zengin bir sanat ve tarih kültürüyle dokuz yıllık bir süreden sonra İstanbul’a döndü. Dârüşşafakada tarih ve edebiyat öğretmenliği (1913), Medresetülvâizînde medeniyet tarihi okuttu (1914). İstanbul Darulfünununda medeniyet tarihi, batı edebiyatı tarihi, Türk edebiyatı tarihi dersleri verdi (1916-1919). Tedavi için bir süre Sofya’da (1921) bulundu. Milli Mücadele yılarında Ankara’ya gelerek Kurtuluş Savaşı kadrosuna katıldı. Buradaki Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nin baş yazarı oldu. Lozan’a giden barış delegeler kurulunda müşavir üye olarak görev yaptı (1922). Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne II. Dönem Urfa milletvekili olarak girdi (1923-1927). Türkiye - Suriye sınır tesbit komisyonunda önemli çalışmalar yaptı (1925).Varşova (1926), Madrid (1929), ortaelçiliklerine tayin edildi. Madrid’deki görevine ek olarak Lizbon elçiliği işlerini de yönetti (1931). Yozgat (1933-1935), Tekirdağ (1935-1942) ve İstanbul (1943-1946) milletvekiliklerinde bulundu. Pakistan büyükelçiliğinden (1947-1948) sonra 1949’da emekliye ayrılarak yurda döndü.1949 yılında “Hayal Şehir” şiiri ile İnönü Sanat Ödülü’nü aldı.

Yahya Kemal Beyatlı hiç evlenmedi. Ömrünün kalan kısmını İstanbul’da Park Otel’in kendisine ayrılan bir dairesinde dostları ve hayranları arasında geçirdi. 1 Kasım 1958’de Cerrahpaşa Hastanesinde öldü. Vasiyeti gereğince ve özel izinle ertesi gün Rumelihisarı Mezarlığı’na gömüldü.

Ölümünden sonra İstanbul’da Yahya Kemal’i Sevenler Derneği ve Yahya Kemal Enstitüsü kuruldu (1958).Daha sonra Yahya Kemal Müzesi açıldı (1961). Beşiktaş’taki Barbaros Serencebey Parkı’na heykeli dikildi.

Şiire küçük yaşlardan itibaren ilgi duydu. İlk gençlik şiirlerinde “Esrar” mahlasını kullandı. Bu şiirleri Âgâh Kemal imzasıyla İrtika (1902 ) ve Ma’lûmat (1903) dergilerinde yayımlandı. Bazı şiirleri okul kitaplarında yer aldı. Yeni mecmuada “Bulunmuş Sahifeler” adı altında çıkan şiirleriyle (1918) daha geniş çevrelerce tanındı. Bu yıllarda Recâizâde Ekrem’i, Abdülhak Hamid’i, Muallim Nâci’yi ve Ziya Paşa’yı okuduğu gibi eski divanları da inceledi araştırdı.

Tanzimat Dönemi sorasında gelen şairlerimiz arasında “Öz şiir” anlayışının en güçlü temsilcisi Yahya Kemal Beyatlı’dır. Şiirde Muallim Naci’yi örnek aldı. Onun şiirlerine nazirelerde bulundu. Edebiyatıcedide şiirinden etkilenerek güzel örnekler verdi. Ayrıca Tevfik Fikret ve Cenab Şahabeddin ile bu dönemde öz şiirin başarılı temsilcisi Ahmet Hamdi Tanpınar’dan da etkilendi.

Paris’te bulunduğu süreçte bazı Fransız şairleriyle tanışma olanağını buldu. Jean Morés, Charles Baudelaire, Paul Verlaine gibi sanatçıların eserlerinde gördüğü ölçü, biçim ve titizliklerinden etkilenerek kişiliğinin gelişmesini sağladı. Fransız sembolistlerinin “öz şiir” anlayışına uygun “halis şiir” düşüncesine bağlandı. “Derunî ahenk” anlayışı üzerinde titizlikle durdu. Fransız şiiriyle yakın ilişkileri onun Türk şiirine yeni bir bakış açısı kazandırmasını sağladı.

Eski kuşak sanatçılarıyla yeni kuşak sanatçıları arasında aruz – hece tartışması kızıştığı dönemde Yahya Kemal Beyatlı aruz vezni ile şiir yazmasına karşın hece ile yazan şairlerin yanında yer aldı. Kendisinin hece vezni ile yazdığı tek şiiri “Ok” şiiridir.

Şair şiirlerini uzun zaman dilimlerinde Dergâh, Şair, Büyük Mecmua, Tavus, İnci, Nedim, İnsan Akademi, İstanbul, Aile, Fotomagazin, İstanbul Haftası gibi dergilerde Akşam, Cumhuriyet, Hürriyet gazetelerinde yayımlandı.

Yahya Kemal Beyatlı şair, yazar, bürokrat ve siyaset adamı olarak kültür, düşünce ve edebiyat hayatına geleneksel kalıplarda değişik bir soluk getirdi. Yazdığı şiirlerinde kelimeleri üstün bir maharet ve ustalıkla kullanan ender şairlerimizdendir. Türkçeyi mısralarına birer musiki notası gibi işlemiştir. Şairliğinin yanında iyi bir düzyazı ustasıdır. Peyami Gazetesi’nde fıkraları, sohbetleri ve makaleleri Süleyman Sadi veya S.S. imzasıyla yayımlanmıştır.

ESERLERİ

Yahya Kemal Beyatlı, sağlığında eserlerini kitap olarak biraraya getirememiş, ölümünden sonra gazete ve dergilerde dağınık halde kalan şiir ve yazıları İstanbul’da kurulan Yahya Kemal Enstitüsü tarafından toplanarak 13 seri kitap halinde yayımlanmıştır.

Şiir Kitapları
1. Kendi Gök Kubbemiz (1961) : Yahya Kemal Beyatlı’nın yapı ve şekil bakımından sade Türkçe’yle biraraya getirilen eseridir. “Kendi Gök Kubbemiz”, “Yol Düşüncesi” ve “Vuslat” başlıkları altında üç başlıkta toplanmıştır.
2. Eski Şiirin Rüzgarıyla (1962) : Divan şiirini yaşatma düşüncesine yönelik tamamı klasik tarzda yazılan şiirlerden oluşmaktadır.
3.-4. Rubâîler ve Hayyam Rubâîlerini Türkçe Söyleyişi (1963) : İki rubâî kitabı bir aradayayımlanmıştır.
5. Bitmemiş Şiirler (1976) : Bu kitabında şairin bitmemişyarım kalmış şiirleri ve tasarıları toplanmıştır.

Düzyazı Kitapları

1. Aziz İstanbul (1964) : İstanbul hakkında çeşitli tarihlerde çıkan yazılarıdır.
2. Eğil Dağlar (1966) : Milli Mücadele yıllarında gazete ve dergilerde yazdığı yazılardan meydana gelmiştir.
3. Siyasi Hikayeler (1968) : Osmanlı tarihinden alınmış saray etrafında anlatılan siyasi konulu hikayelerdir.
4. Siyasi ve Edebi Portreler (1968) : Yahya Kemal’in, Tanzimat sonrasının 20 Türk edebiyatçı, devlet adamı ve politikacısı hakkındaki düşünce ve gözlemlerinin toplandığı ve o devrin çeşitli olaylarına açıklık getiren bir kitabıdır.
5. Edebiyata Dair (1971) : Eski Türk Edebiyatı konusunda gazete ve dergilerde yayımlanan şiir, vezin, kafiye, eleştiri, tiyatro ve memleket edebiyatı konulu yazılar yer almaktadır.
6. Çocukluğum, Gençliğim, Siyâsî ve Edebî Hâtıralarım (1973) : Yahya Kemal Beyatlı’nın doğduğu, yetiştiği, olgunlaştığı ve şahsiyetinin kazandığı çevrede geçen önemli olayların, hatıraların anlatıldığı dört bölümden oluşur.
7. Târih Musâhabeleri (1975): Yazar, bir edebiyatçının Osmanlı tarihine nasıl bir gözle bakması gerektiği konusunun en güzel öreneklerini vermiştir.
8. Mektuplar – Makaleler (1977) : Yahya Kemal’in bu kitabında mektupları, makaleleri, hatıraları, sohbet yazıları ve konferansları yayımlanmıştır.

Kaynak: http://makale.mkutup.gov.tr/cgi-bin/WebObj...7OFqpItp0/1.3.1
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
SiyahBeyaz
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Rep Puan : 1
Kayıt tarihi : 09/12/09
Nerden : Başsız gezenler ülkesinden

MesajKonu: Geri: Yahya Kemal Beyatlı   Çarş. Ara. 09, 2009 8:19 pm

Ezan

Emr-i bülendsin ey Ezan-ı Muhammedi.
Kafi değl sadana Cihan-ı Muhammedi.

Sultan Selim-i Evvel'i ram etmeyip ecel,
Fethetmeliydi alemi Şan-ı Muhammedi.

Gök nura garkolur nice yüzbin minareden
Şehbal açınca Ruh-u Revan-ı Muhammedi

Ervah cümleten görür Allah-ü Ekber'İ
Akseyleyince arşa Lisan-ı Muhammedi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
SiyahBeyaz
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Rep Puan : 1
Kayıt tarihi : 09/12/09
Nerden : Başsız gezenler ülkesinden

MesajKonu: Geri: Yahya Kemal Beyatlı   Çarş. Ara. 09, 2009 8:20 pm

Sessiz Gemi


Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.


Yahya Kemal Beyatlı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
SiyahBeyaz
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Rep Puan : 1
Kayıt tarihi : 09/12/09
Nerden : Başsız gezenler ülkesinden

MesajKonu: Geri: Yahya Kemal Beyatlı   Çarş. Ara. 09, 2009 8:20 pm

Akıncılar


Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kaafilelerle...

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan.
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla
Yerden yedi kat arsa kanatlandık o hızla...

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de
Hala o kızıl hatıra titre gözümüzde!

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
SiyahBeyaz
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Rep Puan : 1
Kayıt tarihi : 09/12/09
Nerden : Başsız gezenler ülkesinden

MesajKonu: Geri: Yahya Kemal Beyatlı   Çarş. Ara. 09, 2009 8:21 pm

ENDÜLÜS'TE RAKS



Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç def'a kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..

Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sîneden: 'Ole!'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
SiyahBeyaz
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Rep Puan : 1
Kayıt tarihi : 09/12/09
Nerden : Başsız gezenler ülkesinden

MesajKonu: Geri: Yahya Kemal Beyatlı   Çarş. Ara. 09, 2009 8:25 pm

Yahya Kemal Beyatlı


Yahya Kemal Beyatlı (2 Aralık 1884 - 1 Kasım 1958), Türk şair ve yazardır. 1884 yılında Üsküp 'te dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk öğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II.Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e gitti. Fransa 'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu.

Fransa'da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı'nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça 'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.

1913 yılında İstanbul'a döndü. Darüşşafaka, Medresetü'l-Vâizin ve Darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken emekli oldu (1949) ve yurda döndü.



Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra da öldü (1958). Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir.Edebiyata ilk atıldığı vakiter Bakî'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri Dört Arzucular olarak adlandırılan içinde Tevfik Fikret,Mehmed Akif ve Ahmet Haşim'in bulunduğu kavram ayırımı içine koymuştur.Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da 11'lik hece vezniyle yazdığı Ok şiiridir.Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur.Sanatta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kalmıştır.Şiirlerinde görülen ritim ögesi daima aynı sürer.Kurduğu bu ritimde anlatmak düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayırımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramınının her ikisinin de biribiri içinde yitip gitmesini önler.Bunda o kadar başarılıdır ki Süleymaniye'de Bayram Sabahı adlı şiirinde okuyucu tarihi bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhî bir havaya sokar,bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır.Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu Charles Baudaleire etkisi görülmekle beraber Arthur Rimbaud,Faruk Nafiz Çamlıbel etkisi görülür.Çoğu edebiyat otoritesi tarafından Türk şiirinde Ahmet Muhip Dıranas ve Necip Fazıl Kısakürek 'ten sonra şiiri en rahat söyleyen,hecelerde zorlanmayan bir şair olarak anılır.Ne var ki,bu konuda Yahya Kemal'in şiirlerinde ne kadar zor bir çalışma verdiğinin bilinmesi gerekir.Hatta bazı şiirilerini 30 yıl gibi bir zamanda yazdığını söylediğinde bu konunun nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı tam vermesinin gerekli olduğunu söylemiştir.Edebiyat dünyasında Tevfik Fikret'le yaptığı kalem kavgası önemli yer tutar.Tevfik Fikret'in gerek İstanbul'a kızdığı ve nefret ettiği için gerekse 20.yüzyıl başlarındaki baskılı ve sıkıntılı dönem yüzünden için İstanbul'u anlattığı ve ağır bir sövgü içeren Sis adlı şiiri şiirine karşılık Yahya Kemal buna çok sert bir şiiri olan Siste Söyleniş' adlı şiiri yazarak aydın çevresine ve halka umut vermiştir.Yahya Kemal Beyatlı, ölümünden bir süre önce şu beyiti söylemiştir:

Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,
Buna bir çare yok mudur ya Rabbilâlemin?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yahya Kemal Beyatlı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
''Sanalda Bizim Sesimiz'' :: Diger Konular :: Şairlerimiz-
Buraya geçin: