''Sanalda Bizim Sesimiz''
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:11 pm tarafından zahide

» Ebruli - Sevmiyor Ressamlar Seni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:08 pm tarafından zahide

» Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:04 pm tarafından zahide

» Gülüşlerinin İntiharında Büyüttüm Seni Ben / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:01 pm tarafından zahide

» Karbeyaz Gülüşüne As Beni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:46 pm tarafından zahide

» Kayıp Kentin En Gerçek Hikayesi / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:21 pm tarafından zahide

» Muhabbet Odası (Giriş)
Salı Ara. 22, 2009 11:28 pm tarafından Mavi güverte

» Şimdilik Yeni Radyo'muz Hayırlı Olsun!
Salı Ara. 22, 2009 11:25 pm tarafından EyLüL

» EzeL ; Bir İntikam Hikayesi !
Salı Ara. 22, 2009 11:20 pm tarafından EyLüL

En iyi yollayıcılar
EyLüL
 
kevser
 
SiyahBeyaz
 
_aLeyNa_
 
Admin
 
MrObut
 
ruseda
 
Mavi güverte
 
Lider
 
AsiLTurk
 
Günün Ayeti

Namaz Vakitleri

Paylaş | 
 

 Kıssadan Hisseler (İbretlik Hikayeler)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MrObut
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 11/12/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Kıssadan Hisseler (İbretlik Hikayeler)   C.tesi Ara. 12, 2009 10:23 pm

Taş Kafa - Boş Kafa - Hoş Kafa

Behlül Dânâ, bir mezarlıkta bulduğu üç kurukafayı zembiline koymuş ve pazara getirip "Satıyorum" diye bağırmaya başlamış.

"Satıyorum, alan var mı?"

Meraklılar başına toplanıp fiyatını sormuşlar:

"Birincisi parasız,
ikincisi ise sudan ucuzdur", demiş.
"Ama üçüncüsünü hiç sormayın... O, ağırlığınca paradır."

Sebebini merak etmişler. Birincisini gösterip:

" Bu gördüğünüz "Taşkafa"dır demiş, nasihata bile yanaşmazdı. O yüzden beş para etmez.

İkincisi de "Boşkafa"dır, nasîhat istemesine rağmen onları tutmazdı; üç-beş kuruş verenin elinde kalır.

Üçüncüsü ise "Hoşkafa"dır ki, buna "Kâmil kafa" da diyebiliriz. Hem ameli, hem de ihlâsı vardı; hedefi ise Allah rızâsıydı. O yüzden kurusu bile Altın değerindedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MrObut
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 11/12/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Kabağın Asıl Sahibi   C.tesi Ara. 12, 2009 10:24 pm

Vaktiyle bir derviş, nefis terbiyesinin çeşitli merhalelerinden geçtikten sonra, bağlı olduğu tarikatın büyüğü tarafından bir berbere gönderilir. Dervişten saçını dibinden kazıtması, sakal ve bıyığını ise alabildiğine kısaltması istenmiştir. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:

“-Vur usturayı berber efendi!..” der.

Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

“-Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!..” diye kükrer.
Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Ses çıkarmaz, biraz çaresiz, biraz mütevekkil usulca kalkar yerinden.

Berber, bu gariban müşterisine karşı mahcup olmakla beraber kabadayının pervâsızlığından da korkmuştur. Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Fakat küstah kabadayı, tıraş esnasında da boş durmaz; sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
“-Kabak aşağı, kabak yukarı!..”

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan aşağı hızla kabadayının üzerine doğru gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir, kabadayının karnına batıverir. Kaşla göz arasında babayiğit kabadayı oracığa yığılır kalır. Ölmüştür. Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içindedir. Berber de şok olmuştur; bir manzaraya, bir dervişe bakar ve gayr-i ihtiyarî sorar:

“-Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?!.”

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

“-Vallâhi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim.
Gel gör ki, kabağın bir de sâhibi var. O gücenmiş olmalı!..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MrObut
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 11/12/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Misafire ikramın Degeri   C.tesi Ara. 12, 2009 10:27 pm

MİSAFİRE İKRAMIN DEĞERİ
Eskilerden biri akşam yemeğini sarayda yemek üzere halifenin davetlisiydi. Hızlı hızlı saraya doğru giderken önüne biri çıktı. Önüne çıkan adama kim olduğunu sordu. Adam:
- Ben yolcuyum. Buranın yabancısıyım. Aç ve yorgunum, dedi. O da:
- Ben halifenin davetlisiyim. Gel beraber gidelim, dediyse de misafir:
- Benim halife ile ne işim olacak. Senin bana vereceğin bir tas çorban varsa ver, yoksa bırak, deyince fazla ilgilenmeyip saraya doğru yöneldi.

Davetten sonra dönüşte baktı ki, adam bir kenara kıvrılmış uyuyor. Uyandırmak istemedi ve "Sabah uyanacağı vakitte gelir ve karnını doyururum" diye düşündü, evine gitti, yattı ve uyudu.

O gece bir rüya gördü. Kendisi bir çöldeydi. Yüzünden ışıklar saçılan büyük bir kalabalık ve o kalabalığın önünde de daha nurlu bir zat bulunuyordu. Bunların kimler olduğunu sordu. Kendisine:

- Bunlar 124 bin Peygamberdir. En önde olan da son Peygamber Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) dır, dediler.

Hemen Peygamberimiz'in elini öpmek istediyse de, Peygamberimiz elini vermedi. Ve buyurdu ki:

- Biz, sevdiklerimizden bir tas çorbayı esirgeyenlere elimizi vermeyiz.

Uyanır uyanmaz hemen akşamki yabancıyı bulmak için koştu. O, henüz kalkmış ve yola koyulmuştu. Geri çevirmeye uğraştı ve "Ne olur bir tas çorbamı iç" diye yalvardı. Yabancı adam ısrarlara rağmen kabul etmedi ve şöyle dedi.

- Senin bir tas çorba vermen için illâ da 124 bin Peygamberi seferber mi etmek lâzım? O güçte olmayanlar ne yapacaklar?

Bundan sonra o zat rastladığı hiç bir misafire yemek ikram etmeden göndermezdi. Hatta kendisine misafir olup yemeğini yemesi için yalvarırdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MrObut
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 11/12/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Anne Duası   C.tesi Ara. 12, 2009 10:28 pm

ANNE DUASI..


Musa Aleyhisselam bir gün: Ya Rabbi, Cennet’te benim komsum kim olacak, bana bildir de gidip onunla görüseyim, dedi. Musa Aleyhisselama söyle vahiy geldi. Falan beldeye git! Orada çarsinin basinda bir kasap dükkanivar. O dükkanin sahibi olan kasabi gör! O veli bir kulumdur. Yalniz bilesin ki, onun çok önemli bir isi vardir. Çagirirsan gelmez. Iste o senin cennetteki komsundur. Musa Aleyhisselam hemen bildirilen yere gitti. Kasabi buldu ve ona Ben sana misafir geldim, dedi. Kasap Musa Aleyhisselami tanimiyordu.Ona Hos geldin deyip bir kenara oturttu. Dükkanda ki isi bitince de alip evine götürdü. Evinin bas kösesine otur tup çok ikramda bulundu.



Musa Aleyhisselam, ev sahibini dikkatle takip ediyordu. Ev sahibi kasabin ocakta çömlek içinde, et pisirdigini gördü. Et pisince çömlekteki eti küçük küçük parçalara ayirdi. Bunlari bir tabaga koyup, bir kenara birakti. Sonra bir et parçasi daha çikartip, onu da misafiri Musa Aleyhisselam’a ikram ederek dedi ki: ‘Benim önemli bir isim var. Sen beni bekleme yemegini ye’! Sonra da yanindan ayrildi.



Önemli bir isim var deyince, Musa Aleyhisselam, önemli isi nedir diye merak etti ve gizlice kasabi takip etti. Kasap Musa Aleyhisselam’in yanindan ayrildiktan sonra, yandaki odaya geçti. Duvarda asili duran büyük bir zembili indirdi. Zembilde çok ihtiyar, mecalsiz bir kadin vardi. Kadina küçük küçük parçaladigi etleri yedirdi.Karnini güzelce doyurduktan sonra, altindaki kirlenmis bezleri aldi yerinetemizlerini koydu. Sonra kirli bezleri yikayip astiktan sonra ellerini yikayip Musa Aleyhisselam’in yanina geldi, Daha yemege baslamadı ğını görenkasap sordu.



‘Niçin yemeğe baslamadiniz’? ‘Musa Aleyhisselam Sen bana zembildeki sirri söylemedikçe bir lokma bile yemem’. Dedi. ‘Mademki merakettin anlatayim’: Ey misafir, bu zembildeki benim yasli annemdir. Çok yasli oldugu için takatten düstü. Evde bakacak baska kimsem de yok. Evlenecegim, fakat hanimim annemi incitir, onu üzer diye evlenemiyorum.

Işe gittigimde herhangi bir hayvanin kendisine zarar vermemesi için onu gördügün gibi bir zembile koydum. Her gün gelip iki ögün yemek yediriyorum. Diger hizmetlerini de görüp gönül rahatligiyla işime gidiyorum. Bunun üzerine Musa Aleyhisselam dedi ki: ‘Ancak anlamadigim bir sey daha var’. Sen annene yemek yedirip su içirdikten sonra, dudaklarini kipirdatip birseyler söyledi, sen de AMIN dedin. Annen ne söyledi ki amin dedin ?



Annem, her hizmet edisimde Allah seni Cennette Musa Aleyhisselam’a komsu eylesin diye dua eder. Ben , hiç ihtimal vermedigim halde, bu güzel duaya amin derim. Ben kimim ki, O büyük Peygamberle komsuluk edebileyim. Onunla komsuluk edebilecek ne amelim var ki. O zamana kadar kim oldugunu saklayan Musa Aleyhisselam, buyurdu ki : ‘Ey Allahin sevgili kulu, ben Musa’yim. Beni sana Allah-u Tealâ gönderdi. Annenin rizasini kazandigin için Cennet-i Â’lâyi ve orada bana komsu olmayi kazandin’. Kasap hemen kalkip Musa

Aleyhisselamin elini öptü ve sevinç içinde yemegini yedi. Allah-u Tealâ sizleri ANNE şefkatinden mahrum etmesin ve ANNE bedduasindan uzak kilsin.

aminnnnnnnnnnnn................
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MrObut
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 11/12/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Sessiz Ders   C.tesi Ara. 12, 2009 10:29 pm

sessiz ders
Bir bilgenin ders halkasının müdavimlerinden biri, nice seneler sonra, halkayı terketmişti. Haftalar aylar geçip adam ortalarda gözükmeyince, bilge kişi kendisini ziyarete karar verdi.
Mevsim kıştı, adam evde yalnızdı ve evin salonundaki büyük ocakta gürül gürül odun yanıyordu.
Bilgenin kendisini niye ziyaret ettiğini tahmin eden adam, üşümüş olan bilgeyi ocağın başına davet etti, kendisi de birşeyler ikram etmek için mutfağa yöneldi.
Ocağın yanıbaşına oturan bilge, gelen ikramı kabul etti, fakat adama hiçbir şey demedi. Sanki adam evde yokmuş, sanki kendi evinde tek başına oturuyormuş gibiydi. Bütün dikkatini ocağa vermiş gözüküyordu.
Bilge birkaç dakika sonra maşayı eline aldı, iyice köz haline gelmiş odunlardan birini ocağın bir kenarına koydu. Sonra minderine oturdu. Hala birşey söylemiyordu.
Kenara konmuş olan közün ateşi yavaş yavaş azaldı, sonra söndü. Odada çıt çıkmıyordu. İlk baştaki selamlama hariç, bir kelime bile konuşulmuş değildi.
Bilge gitmeye hazırlanırken, sönmüş közü aldı ve yeniden ateşin ortasına koydu. Köz, ateşle ve yanan odunların ısısıyla çabucak parladı.
Bilge ayrılmak için kapıya yöneldiğinde, ev sahibi:
"Sebeb-i ziyaretiniizi anlıyorum". dedi. "Ateş dersiniz için de teşekkür ederim. Bundan sonra sohbetlerinizi hiç aksatmayacağım."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
EyLüL

avatar

Mesaj Sayısı : 83
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 10/12/09
Yaş : 24
Nerden : İstanbuL

MesajKonu: Geri: Kıssadan Hisseler (İbretlik Hikayeler)   Perş. Ara. 17, 2009 10:11 pm

Birkaçını okudum şimdilik Smile

Güzeldi.. Teşekkür ederim Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
kevser
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 71
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 09/12/09

MesajKonu: Geri: Kıssadan Hisseler (İbretlik Hikayeler)   Perş. Ara. 17, 2009 11:03 pm

bu günlük ilk kıssayı okudum, hissesini düşünüyorum. ne yazsam diye durdum bir an. öyle bir zât olmaya yetecek ilim sahibi olabilseydim diye iç geçirdim... eyvallah, diğerlerini de gün gün okuyacağım. bir güne hepsi sığarsa, alınan derse ayıp olur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MrObut
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Rep Puan : 2
Kayıt tarihi : 11/12/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Her zaman   C.tesi Ara. 19, 2009 7:34 pm

kıssadan hisselerim kesilmeyecektir Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kıssadan Hisseler (İbretlik Hikayeler)   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kıssadan Hisseler (İbretlik Hikayeler)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Öldür beni anne :(:(:( beni ağlatan hikaye...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
''Sanalda Bizim Sesimiz'' :: Bizim Mahalle'den :: Hikayeler,Kıssadan Hisseler-
Buraya geçin: