''Sanalda Bizim Sesimiz''
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:11 pm tarafından zahide

» Ebruli - Sevmiyor Ressamlar Seni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:08 pm tarafından zahide

» Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:04 pm tarafından zahide

» Gülüşlerinin İntiharında Büyüttüm Seni Ben / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:01 pm tarafından zahide

» Karbeyaz Gülüşüne As Beni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:46 pm tarafından zahide

» Kayıp Kentin En Gerçek Hikayesi / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:21 pm tarafından zahide

» Muhabbet Odası (Giriş)
Salı Ara. 22, 2009 11:28 pm tarafından Mavi güverte

» Şimdilik Yeni Radyo'muz Hayırlı Olsun!
Salı Ara. 22, 2009 11:25 pm tarafından EyLüL

» EzeL ; Bir İntikam Hikayesi !
Salı Ara. 22, 2009 11:20 pm tarafından EyLüL

En iyi yollayıcılar
EyLüL
 
kevser
 
SiyahBeyaz
 
_aLeyNa_
 
Admin
 
MrObut
 
ruseda
 
Mavi güverte
 
Lider
 
AsiLTurk
 
Günün Ayeti

Namaz Vakitleri

Paylaş | 
 

 Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
zahide

avatar

Mesaj Sayısı : 6
Rep Puan : 0
Kayıt tarihi : 02/09/12
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal   Paz Eyl. 02, 2012 3:04 pm

Kızgın kumlar gibi yanan bir Şubat gecesinde gördüm ben seni. Nasıl bir şeydin öyle? Üzerine siyahlar giyinmiş, talihin gibi karanlığı saçlarına sermiştin. Gecelerde ağlayan dolunay gibi süt beyaz elini çıkarmış koynundan dalga dalga üzerine yığılan sıcaklığı uzaklaştırmaya çalışıyordun.

Bu gün gibi hatırlıyorum kır çiçeği kokan o toprak ellerinin rengini. Aniden karar verip zamansız doğan bir güneş gibi, bulunduğu yerden bir başka yere akıp giden sabırsız bir yıldız gibi tarife sığmayan bir öykü, bir hikaye, bir masaldı ellerin.

O günden sonra her çiçek senin gözlerinin içinde savruldu içime bir su gibi ey yar. O günden sonra her sabah ezan okunurken kır çiçeklerinin ayakuçlarında uykuya uzanan ceylanları kaldırıp seni görmeleri için katına gönderdim. Sırtımı güneşe yaslayıp kuzey, doğu ve batıya seni anlattım sürekli.

Artık bakışın bir kelebeğin ağlaması iç geçirmesi titremesi kadar uzaktı bana. Ama bir annenin yavrusuna hediye ettiği öpücük kadar kutsal sıcak ve yakın!

Gelecek kaygısı olmayan çocuklar gibi masum düşlerimin uçurtmalarında uçurdum gözlerini. Seher vakitlerinde dağların eteklerine saklanan nergis kokulu rüzgarları yüklenip sırtıma uyurken üzerine döktüm ben.

Terleyen alnının sınırlarında sabaha ümitle uyanan mavi gözlü kırlangıçlarla iğde kokulu rüyalar taşıdım her sabah güneşin serildiği üstüne. Sen biçilmemiş gök ekin tarlası kadar asil, zengin ve bereketli bir çağ gibi uzanırken yatağında, ben gelincik çiçekleriyle seni renk kıyametine tutmuş, serin ve ak bulutlarla buharlanmış bedeninin terini kirpiklerimle silmiştim.

Üzülme, gözlerine soğuk ayazlar değmesin diye baharlar biriktirdim secdelerde ben sana. Öğlen ateşten denizler hücum ederken coğrafyaya, ben tuz kokan nefesime serinlikler bağlayıp kurak ülkelerine taşıdım martı çığlıklarıyla. Gelincik çiçeklerinin kır tebessümleriyle sokuldum ben sana. Uğur böceğinin kırmızı sıcaklığıyla dokundum dudaklarına. Her sabah teninin sıcaklığında büyüsün diye çiçek açmamış beyaz tomurcuklar getirirdim yanına. Yakıp gemilerimi limanlarına sürdüm tüm kayıklarımı. Kutuplardan çaldığım siyah kar yığınlarını dişlerinin beyazıyla yoğurdum. Sessiz türküler söyledim sonsuzluğuna okyanuslarının. Beyaz ürpertiye tutulan çimen kokulu kelebekleri saçlarına kondurdum.

Seni söylettim sanatçılara, seni çizdirdim ressamlara, seni çaldırdım tüm müzisyenlere. Terleyen avuçlarına sığınan gizli düşler gibi notalar düştüm keman kaşlarının ‘elif sayfalarına.Serçelerin gözlerine bulutları bağlayıp yağmur taşıdığım günü hatırlıyorum da saçlarına. Ne kadar büyüleyiciydi? Fırtınalarda kırılmaya eğilmiş söğüt ağaçları gibi titrek ve ağır, deli deli dalgalanan asil bir bayrak gibi mağrurdu.

Ey sevgili!

Şimdi toprakları çorak kesilmiş bir ülke yalnızlığı gibi cam kırıklarının doldurduğu yüreğimi kanatarak yaşıyorum ben seni. O gül çağını andıran gözlerinin denizleri içimin kıyılarını vurmaya devam ediyor hala. Denizyıldızları ile doldu kenarlarım gel. Boynu bükük kırlangıçlarım yetim kaldı bu mevsim. Bir hıçkırık gibi eksik ve kesik kaldı gençliğim ellerinde.

Ben hala seni dün gibi, elini sallayan o bebek gibi, kanatlanıp uçan kelebek gibi, soğuk bir su taze bir meyve tadında, ak süte ak kalemle yazılan o kader gibi, içten, karşılıksız ve öte bir sevgiyle seviyorum ey gözleri bahar kokan sevgili.

05 Hazira
n 2012 – 11.19
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.nailvaral.com
 
Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
''Sanalda Bizim Sesimiz'' :: Diger Konular :: Kendi Yazdıklarımız-
Buraya geçin: