''Sanalda Bizim Sesimiz''
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:11 pm tarafından zahide

» Ebruli - Sevmiyor Ressamlar Seni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:08 pm tarafından zahide

» Değmesin Gözlerine Ayazlar / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:04 pm tarafından zahide

» Gülüşlerinin İntiharında Büyüttüm Seni Ben / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 3:01 pm tarafından zahide

» Karbeyaz Gülüşüne As Beni / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:46 pm tarafından zahide

» Kayıp Kentin En Gerçek Hikayesi / Nail Varal
Paz Eyl. 02, 2012 2:21 pm tarafından zahide

» Muhabbet Odası (Giriş)
Salı Ara. 22, 2009 11:28 pm tarafından Mavi güverte

» Şimdilik Yeni Radyo'muz Hayırlı Olsun!
Salı Ara. 22, 2009 11:25 pm tarafından EyLüL

» EzeL ; Bir İntikam Hikayesi !
Salı Ara. 22, 2009 11:20 pm tarafından EyLüL

En iyi yollayıcılar
EyLüL
 
kevser
 
SiyahBeyaz
 
_aLeyNa_
 
Admin
 
MrObut
 
ruseda
 
Mavi güverte
 
Lider
 
AsiLTurk
 
Günün Ayeti

Namaz Vakitleri

Paylaş | 
 

 Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
zahide

avatar

Mesaj Sayısı : 6
Rep Puan : 0
Kayıt tarihi : 02/09/12
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal   Paz Eyl. 02, 2012 3:11 pm

Her gece ayın kirpiklerine gözlerinden çaldığım kelimeleri bağlayıp sana yazmaya niyetleniyorum Ebruli. Kırkikindi yağmurları gibi akşam serinliğine tutulan parmaklarımı teninin beyaz sayfalarında gezdiriyorum hiç utanmadan.



Bir felaketti güzelliğin Ebruli.

Derinlerden gelen bir darbe gökten apansız inen bir azap gibi yıkar geçerdi gözlerin her şeyi. Ardında, savaş sonrası cesetler bırakıp giden bir ordu gibi harabeye çevirirdi her yeri. Sanki Allah, tüm duaları denizlerde uyutmuş, ibadetlerde büyütmüş, meleklerle yürütmüşte adına Ebruli demiş gibi bir şeydi varlığın.

Edilmemiş bir dua, görülmemiş bir rüya, yaşanmamış bir hülyaya benzerdin.

Bir kırlangıcın tarifsiz gülüşü gibi anlatılması mümkün olmayan bir şöleni andırırdı güzelliğin. Kanatlanıp uçan bir kuşun kristal gözlerinden dökülen yaş gibiydi duruşun. Deniz kokusu gibi başka kokardı yanaklarının derinlikleri. Gidilmemiş bir ülkeye sınır çekilmemiş imgeye benzerdi keman kaşlarının güneş doğmamış toprakları Ebruli.

Keşfedilmemiş bir coğrafya gibiydi dudaklarının kenar mahallelerinde saklanan öpücüklerin. Sanki güneş güneşle yoğrulmuş, ateş ateşle kavrulmuş, rüzgâr rüzgârla savrulmuş gibi bir şeye benzerdi gülüşün. Ne okunabilecek bir kitap, ne duyulabilecek bir hitap, ne bir hece, ne bir bilmece nede kutup çizgilerinde yükselen hayali bir dönenceydi gözlerin.

Her gece yıldızların koynundan kır çiçekleri yağardı gözlerinin kestane renkli topraklarına. Her sabah kutsal tenine Uruc etmeye çalışırken dünya, ben bakışlarının fırtınasında alabora olan sabırsız cümleleri tutup zapt etmeye çalışırdım hercai. Her akşam ruhumu sayfalarca geniş bir çöl uçsuzluğunda içime serip, arınıp ağırlıklarımdan çırılçıplak efsane güzelliğinin sınırlarına gelirdim.

Ne zaman seni yazmaya niyetlensem Ebruli, en büyük sıkıntım ve eksiğim heybemdeki kelime mahşerine rağmen seni anlatabilecek tek bir kelime bile bulamamam oluyor. Her cümle yüklemini kaybediyor bağlaçsız bir ‘hiç’ oluyor huzuruna gelirken. Kifayetsiz kafiyeler mahşeri kesiliyor yer gök Ebruli.

Unutuyorum cümle nasıl kurulur, paragraf nasıl yazılır, nasıl olur fiziksel betimleme, nerde virgül olmalı nereye noktalar konmalı hatırlamıyor, şaşırıp kalıyorum, çaresiz firari oluyor kalemimin isyankâr tarafları…

Şimdi her akşam, adın için kıyama kalkmış ‘Elif’ ‘Be’ ve ‘Ra’ harflerini gözyaşlarımla yıkayıp siyah zambakların koynuna asıyorum sevgili. Cezim’i ‘Be’nin kanatlarına bağlamadan Ötre’yi ‘Ra’nın sırtına bindirmemeye and içiyorum.

Derken, bir fırtına kopuyor adının sınırlarında.

Dalgalanıyor dağ-taş, yerin damarları titriyor. Sevinç çığlıkları arasında binlerce beyaz ve bakire at rüzgârlanmış yelelerine gözlerini bağlayıp deli-dolu uçurumlarına koşuyor Ebruli.

Adın’ı güzelliğinle beraber anmak demek milyonu milyonla çarpmak demek gibi bir şey sevgili.

Yok, yok, bu yetersiz bir betimleme…

Adını güzelliğinle anmak demek yeryüzünün bütün çiçeklerinin kıskaçlıktan çıldırması demektir. Irmakların durması suların kuruması, yağmurların yağmayıp gök kubbede kalması, yemiş vermeye durmuş ağaçların büyümeyi unutması demektir.

Seni anlatabilmek için kullandığım her kelime Kenan Çöllerini inleten Yakup’un
çaresizliğini yaşıyor şimdi. Yusuf’un kuyusuna inen kovanın her saniye Güneş’e yaklaştığını bilmesi ile sevinçten çıldırması ne ise senin için kullandığım cümlelerin sarhoşluğu öyledir. Günlerce yukarıdan dökülen ışık huzmesine bakıpta babasını içine biriktiren Yusuf gibi seni öyle biriktirdim öyle yığdım ki içime, görsen kendi kendine vurulur, kendi kendine âşık olursun Ebruli.

Boşuyorum şimdi her şeyi;

Arınıyorum tüm cümlelerden, yele veriyorum seni anlatabilmek için ayağa kalkan lehçelerimi. Seni en güzel senin güzelliğin anlatır.

Kabul et ‘seni anlatabilmek için nasıl çaresiz kalıyorum’ bunu gösterebilmek için yazdığım bu sessiz seslenişi.

Kabul et ölmemek için yaptığım
bu arsız nefeslenişi
Ebruli.

17 Haziran 201
2 – 23.37
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.nailvaral.com
 
Ebruli - Arsız Bir Nefesleniş / Nail varal
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
''Sanalda Bizim Sesimiz'' :: Diger Konular :: Kendi Yazdıklarımız-
Buraya geçin: